Avrupa Gezi Yazıları Hollanda Slider

Amsterdam’da Gezilecek Yerler

2012 yılından sonra 2016 Ağustos’undaki ikinci Amsterdam gezimiz biraz da Yüksel’in ısrarı ile piyangodan çıkmış gibi oldu bana. Uçak biletlerini benim bulmadığım, tatilin süresini benim ayarlamadığım ender gezilerimizden biriydi. Bu defa hiçbir gezide ayrılmadığımız Mert Deniz’imiz de yanımızda olmayacaktı. Garip biz özgürlük havası vardı üstümüzde, bir yanımız keşke Mert Deniz de olsa derken bir yanımız Amsterdam’ın çocukla gidilecek bir yer olmadığını kabul ediyordu.

Perşembe günü Öğlen Amsterdam’a varıp Pazar akşamı saat 19:50’de Amsterdam’dan ayrılacaktık Bu durumda 3,5 gün içinde Amsterdam’da gezilecek yerleri görmeli hem de Amsterdam’ı aşıp yakın çevredeki Hollanda’nın güzel şehirlerini ve kasabalarını görmeliydik.

Ben de Amsterdam’da gezilecek yerler programımı buna göre yaptım. 1,5 gün şehir merkezine 1,5 gün de yakın çevreye ayırdım. İlk olarak bu yazımda Amsterdam’da gezilecek yerlerden bahsedeceğim.

İzmir’den Amsterdam’a yolculuğumuz Transavia ile gerçekleştirdik. Ben önce bu şirketi Rus şirketi sanıp uçmam diyordum ama meğer KLM’nin alt şirketiymiş. 10:25 uçağı saat 10:00’da kalkarak şaşırttı bizi, koltuk araları da çok iyiydi. İkram yoktu ama olsun. 3,5 saat su gibi geçti (geçmedi tabii ama ne yapalım gezmenin de bir bedeli var J

Schipol Alışveriş Merkezi Pardon Havalimanına indikten sonra ilk defa gümrükte bir polis memuru detaylı sorular sordu (nereye gidecen nerede kalacan ne zaman dönecen vs vs) oradan otelimizin Shuttle aracı ile doğrudan ücretsiz bir şekilde otele vardık.

Schipol Havalimanından şehir merkezine ulaşım için yazımızı okuyabilirsiniz. Ancak bu gezide fark ettiğim konu Amsterdam’daki otellerin bir kısmının shuttle servisi olması. Havalimanından Centraal’e tren 4 EUR, bir de üzerine 2,5 EUR metro ya da tramvay veriyorsunuz. Gerisini siz kıyaslayın.

Amsterdam’ın güzel işleyen bir tramvay sistemi var. Bu sebeple merkeze uzak olan otelimizden yaklaşık 15 dk’lık bir yolculukla tek tramvay ile Merkez Tren istasyonuna vardık.(Amsterdam Centraal) Bu tarihi bina aynı zamanda Amsterdam ulaşımının da kalbi. Köln, Brüksel ve Paris’e kadar giden uluslararası trenler ya da Hollanda’nın diğer şehirlerine giden yurt içi trenlerin hepsi ve Schipol Havalimanına giden trenler Centraal’dan kalkıyor.

Hemen Centraal’in karşısındaki ilk kaldığımız otel Park Plaza’nın yanından Damtraak caddesinden aşağı Dam Meydan’nına doğru indik. Bu arada cadde üzerindeki ünlü Patatesçi Manneken Pis’’den külahta patatesimizi almayı ihmal etmedik. Bu patateslerin bir numarası yok aslında ama bizim için Amsterdam ile özdeşleşen bir aktivite olduğu için ihmal etmedik. Fakat bu patateslerin seveni çoooooook

amsterdam-manneken-pis

Dam Meydanı 200-300 metre yürüdükten sonra karşımıza çıktı. Çok büyük olmayan şirin bir meydan. Arkasında Hollanda Kraliyet Sarayı, yanında yeni kilise (Bakmayın yeni dediğime kaç yüzyıllık ama eskisi Red Light’da kaldığı için buraya yenisini yapma gereği hissetmişler 🙂 ve diğer tarafında Madam Tussaud müzesi var. Tam karşısında Ulusal Anıt ile birlikte turistlere bir mola ve Amsterdam’lılara da etkinlik yapma fırsatı veriyor bu meydan.

amsterdam-gezilecek-yerler-dam-meydani
Amsterdam Dam Meydanı

Devamında sevimsiz Ulusal Anıt’ın arkasından Red Light bölgesine aktık. Tabii ki Amsterdam’a gelen her turist gibi Red Light efsanesini bir an önce görmek lazımdı. Gerçi biz 2012’de bu bölgeye yakın kaldığımız için otele gidip gelirken çok geçmiştik içinde ama olsun Amsterdam’a her gelişte merak ettiren çiş kokulu karizmatik bir bölge burası.

amsterdam-gezilecek-yerler-red-light
Amsterdam Red Light Kareleri- Daha Fazlasına Çekim İzni Yok

Sokakların idrar kokması ile ilgili mesele ise çok komik; Amsterdam’da tuvalet yapmanın bir gizliliği yok. Red light’ta aşağıda resmini gördüğünüz yer Tuvalet. Tabii sokağa yapacağına bu şekilde en azından belli bir yere etrafı kapalı yapıyorlar, belki bunlar olmasa durum daha vahim olacak ama ne bileyim. İnsan şaşırıyor. Bir benzerini daha doğrusu daha hallicesini de Vondelpark’ta görmüştük.

Red Light Umumi Tuvalu
Red Light Umumi Tuvalet

Daha öğlen vakti olduğu için olsa gerek vitrinlerin ! 🙂 çoğu boştu, Şöyle bir tur attıktan sonra kanal kenarında coffeshopl’ların dibinde mariuhana kokuları arasında biramızı içip kendimize geldik. Devamında hedef Rembrandt meydanı idi. 10 dk’lık ufak bir yürüyüş sonrasında meydana geldik ama o da ne ? EuroPride 2016 sebebi ile meydanı kapatmışlar festival hazırlıkları var.

Europride dedim de benim gibi Avrupa görmeden önce homofobik ama sonraları olanı normal karşılayan birisi için Amsterdam zirve yapmış bir şehir. Europride sırasında pek çok yerde etkinliklerde yüzlerce birbirini seven erkeğin eğlencesine tanık olduk. Özgürlükler şehri Amsterdam’da çok normal olan bir durum objektif bakıldığında çok da eğlenceli idi.

Geri dönüp tekrardan Dam tarafında vakit geçirip hemen Red Light’ın başladığı yerde bulunan güzel bir restoran Grashoppers’ta akşam yemeğini yedikten sonra yine kısa bir Red Light turu yaptık. Akşam olunca gerçekten canlanmıştı bölge. Yerlisi, yabancısı, genci yaşlısı, bebeği ile herkesin rahatlıkla yürüdüğü, sanki kıyafet alırmış gibi vitrinde arzı endam eden beden işçilerine bakıp istediğini seçtiği kendine özgü bir bölge burası. Canlı şovların yapıldığı meşhur Casa Rosso tiyatrosu da bu bölgede. Canlı Şov’dan artk ne bekliyorsanız, sizin hayal gücünüze kalmış 🙂

Günün çok erken başlaması Amsterdam’daki ilk günümüzü de erken bitirmek durumunda bırakmıştı bizi. Yine tek tramvay ile otelimize kolaylıkla dönebildik. Sonrasını inanın hatırlamıyoruz.

İkinci gün

Güne erken başladık bu defa. Hem dinlenmiş hem de planlı bir şekilde gezecektik Amsterdam’ı bu defa.

Otelimizin sıkıcı kahvaltısına 18’er EURO ödemeyip pek çok turistin yaptığı gibi merkezdeki fırınlardan nutella bombaları alarak başladık güne.

amsterdam-nutella-bomba
Nutella mı dediniz ? 🙂

Daha önce İnternet üzerinden rezervasyonu yaptığım Van Gogh müzesi ile başladık turumuza. Van gogh ya da Hollanda’nın en ünlü sanatçılarının eserlerine ev sahipliği yapan Rijks Müzesi’nden birini seçecektik. Benim Van Gogh fanatikliğim sebebi ile 2012’de de gitmiş olmamıza yine Van Gogh dedik. Bir daha gitsem yine Van Gogh derim ayrı mesele 😉

Biletleri internet üzerinden aldım ki iyi ki de öyle yapmışım. Bu müzeye önceden bilet almaksızın gelmek delilik. En az 300 metre kuyruk oluyor.

Amsterdam kart gibi kartlarla girmek isterseniz de yine sizi ayrı bir sıraya sokuyorlar. Onun da kuyruğu 100 metre.

Fakat bizim gibi parasını peşin ödeyip saatli rezervasyon yaparsanız, saatinde orda olmanız halinde (yarım saat gecikmeye opsiyon var) hemen müzeye alıyorlar sizi. Bileti bastırmaya bile gerek yok. Cep telefonundan rahatlıkla okutup geçiyorsunuz. O yüzden vaktiniz çok yoksa cimrilik etmeyin önden para ile alın derim biletinizi.

Amsterdam Van Gogh Müzesi biletlerini bu bağlantıya tıklayarak kolaylıkla alabilirsiniz.

Müzenin hemen girişinde müzenin mağazası var. Genelde müzelerin çıkışında olan bu mağazalara girişte rastlamak şaşırttı beni. Ama çantadan, kalemlere, kitaplardan, şallara kadar çok şey var bu mağazada. Hepsi de Van Gogh’un eserlerinden izler taşıyor.

Amsterdam Van Gogh Müzesi
Amsterdam Van Gogh Müzesi- Çekim Gizli- Foto Yasak Ama Olsun Biz Türk’üz yasaklar vız gelir 🙂

Müzenin ilk katı Van Gogh’un gençliğine ikinci katı Paris’te ve Arles’deki günlerine son katı da Auvers’teki son günlerine ayrılmış. Sanatçının en bilinen eserlerinden, Ayçiçekleri, Yatak Odası, Buğday Tarlası, gibi baş yapıtları yakından görme şansımız var.

Ayrıca kardeşi Theo ile yaptığı yazışmaların orjinal metinleri de burada sergileniyor.

Müzede yaklaşık 2 saat geçirdikten sonra kendimizi hemen yakındaki Vondelpark’a attık. Amsterdam’ın içinde yeşil bir vaha olan Vondelpark’ın her ne kadar çok küçük bir parçasını gezebilsek de orada geçirdiğimiz süre bize huzur verdi ve yenilenmemizi sağladı.

Vondelpark
Vondelpark

Vondelpark’ın içinde göl kenarındaki bir kısmın mangalcılara ayrılması, kendi vatanımızda gibi hissetirdi bizi. Mangalın üstünden yayılan O güzel et ve soğan kokuları balık ve patetes kızartmasından başka bir şey yemeyen soğuk Holandalıları bile kendinden geçirmiş olsa gerek

Vondelpark’tan çıkıp Leidsepplein meydanı ve oradan da Leidstraat ve Koningsburg caddeleri üzerinde  yürüyerek çiçek pazarına kadar o mağaza senin bu mağaza benim der gibi alışveriş yaptık.

Çiçek pazarı da bir çiçek ve lale ülkesi olan Hollanda’nın başkentine yakışır güzellikte idi. Sanki bakabilecekmişiz gibi lale tohumlarımızı aldık bir daha. İzmir’deki evimizin bahçesine ekeriz dedik. Ama nerdee, gezmekten bahçeye bakabildiğimiz mi var ?

Çiçek Pazarın’dan Amsterdam’ın huzur dolu kanalları ile ünlü üst tabaka kesimin yaşadığı Joordaan bölgesine geçtik. Meşhur Kaisergracht ve Prinsergracht kanallarını görüp devamında Anna Frank’ın Nazi işgali sırasında saklandığı ve şimdilerde müze olan olan evinin önünden geçip yine Dam’da bulduk kendimizi.

amsterdam-gezilecek-yerler

Yine Foursquare’den bulduğum Bierfabrik isimli İstanbul’daki Bomonti fabrikasını andıran bir mekanda akşam yemeğimizi yedikten sonra yine Red Light’da bulduk kendimizi ve geceyi o bölgede tamamlayıp geç saat olduğu için bu defa Taksi ile geçtik otelimize. Taksici Türk çıkınca hafif bir sohbette araç kiralayacağımı söyleyince “aman abi bisikletlere dikkat” dedi ve ne kadar haklı olduğunu ertesi iki gün boyunca anladım.

1,5 günlük bu kısacık gezide tabii kanal turu yapmaya vaktimiz kalmadı

amsterdam-gezilecek-yerler-kanal
Amsterdam’ın Güzel ve Temiz Kanalları

Van Gogh dışında müze gezemedik ki Amsterdam’da Rijks gibi bir efsanenin haricinde Stedelijk gibi çok şık bir Modern Sanatlar müzesi ve bunun dışında da Elmas, Marihuna, Hayat Kadınlığı, Sex, Bot Ev gibi müzeler de var. Vaktinize ve zevkinize göre seçin istediğinizi.

Ayrıca Anne Frank’in saklandığı evi de görebilirsiniz Ama bunun için aylar öncesinden online bilet alın derim. başka hiçbir müzenin önünde (Figueres’teki Dali Müzesi de dahil) bu kadar uzun bir sıra görmedim. Bir ay önce baktığımda online biletler de tükenmişti.

amsterdam-gezilecek-yerler-anne-frank

Yine Heineken Bira Fabrikasını gezip biranın nasıl yapıldığını görüp bir birayı bedava da içebilirsiniz.

Özetle bir kaç gün daha olsa Amsterdam gezilirmiş.

Eren Evren

Gezgin Avukat

#gezinafiyetle

 

Hakkımızda Eren Evren

Eren Evren, İzmir ve İstanbul'da serbest avukatlık yapmakta ve bir avukatlık ofisini yönetmektedir. Boş zamanlarında gezi yazıları okumakta ve uçak bileti fırsatlarını kovalamaktadır. Bulduğu her fırsatı yurt dışında gezerek değerlendirmektedir.

Web Site Facebook Twitter Instagram Google Plus YouTube

2 Yorum

    1. Umarım ileride yeniden gezme şansınız olur, Hatta bir daha giderseniz yakın çevredeki Volendam, Den Hag ve Zanse Schass gibi yerleri de görmenizi öneririm, onlarla ilgili yazım da yakında yayınlanacak

Bir cevap bırakın Eren Evren Cevap iptal

E-posta adresiniz asla paylaşılmayacaktır.Gerekli alanlar işaretlendi *